Arama

ESÇEVDER'den Eskişehir'deki jeotermal projelerine ilişkin açıklama

ESÇEVDER Başkanı M. Sadık Yurtman, Eskişehir'de planlanan jeotermal enerji projelerine ilişkin açıklama yaparak çevresel etkilerin bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

03/08/2026 13:17 | Son Güncelleme : 17/09/2026 19:17 | Okunma Sayısı : 125 | Esra Yavuz


ESÇEVDER'den Eskişehir'deki jeotermal projelerine ilişkin açıklama

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) Başkanı M. Sadık Yurtman, Eskişehir'de planlanan jeotermal enerji projelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. M. Sadık Yurtman, Mahmudiye ve Sarıcakaya ilçelerinde bazı projeler için "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildiğini, Odunpazarı ilçesinde planlanan yeni sondaj çalışmalarıyla ilgili süreçlerin ise devam ettiğini belirterek, kamuoyunun proje süreçleri hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.

M. Sadık Yurtman, Eskişehir ili Mahmudiye ilçesine bağlı Fahriye Mahallesi ile Sarıcakaya ilçesindeki Düzköy, Laçin ve Beyköy mahallelerinde planlanan Jeotermal Enerji Santralleri için Eskişehir Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildiğini söyledi.

Odunpazarı ilçesine bağlı Ağapınar ve Eşenkara mahallelerinde de jeotermal sondaj arama kuyuları açılması amacıyla valiliğe başvuru yapıldığını belirten M. Sadık Yurtman, söz konusu başvurularla ilgili ÇED kararlarının beklendiğini ifade etti. M. Sadık Yurtman, Ağapınar'da üç, Eşenkara'da ise iki sondaj kuyusu açılmasının planlandığını kaydetti.

Yapılan açıklamanın amacının halkı proje süreçleri, planlanan çalışmalar ve çevreye olası etkileri konusunda bilgilendirmek olduğunu belirten M. Sadık Yurtman, son yıllarda "yeşil ve temiz enerji" söylemiyle gündeme gelen jeotermal yatırımların farklı bölgelerde çevresel etkiler oluşturduğunu öne sürdü.

M. Sadık Yurtman, "Son yıllarda 'yeşil ve temiz enerji' söylemiyle barışçıl bir yatırım gibi sunulan jeotermal kaynak arama ve işletme faaliyetleri, Türkiye'nin en verimli tarım havzalarında telafisi imkânsız doğa tahribatlarına yol açmaktadır. Başta Aydın Büyük Menderes Havzası olmak üzere, jeotermal enerji santrallerinin ve kontrolsüz sondaj kuyularının yarattığı çevresel yıkım, bugün çevre örgütlerinin ve yerel halkın en büyük direniş gerekçelerinden biri haline gelmiştir." dedi.

Şirketlerin proje dosyalarında yer alan taahhütlerle uygulamadaki sonuçların farklı olduğunu savunan M. Sadık Yurtman, "Şirketlerin proje tanıtım dosyalarında kâğıt üzerinde taahhüt ettiği 'sıfır zarar' senaryolarının sahada karşılık bulmadığı bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Jeotermal sondaj ve arama faaliyetlerinin toprağımıza, suyumuza ve havamıza verdiği gerçek zararları kamuoyunun bilgisine Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak sunuyoruz." ifadelerini kullandı.

Jeotermal faaliyetler sırasında yer altından çıkan gazların çevreye etkileri olduğunu öne süren M. Sadık Yurtman, "Jeotermal akışkanlar yerin yüzlerce metre altından çıkarılırken karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının yanı sıra son derece zehirli hidrojen sülfür, amonyak ve ağır metalleri de beraberinde yüzeye taşımaktadır. Aydın'da halkın geceleri yoğun şekilde hissettiği çürük yumurta kokusu, havaya salınan hidrojen sülfür gazının doğrudan kanıtıdır. Bu gaz atmosferde kükürt dioksite dönüşerek asit yağmurlarına neden olmakta; incir, zeytin ve pamuk bahçelerini kurutmakta, rekolteyi dramatik şekilde düşürmektedir." dedi.

Jeotermal akışkanların taşıdığı bazı elementlerin çevresel risk oluşturduğunu savunan M. Sadık Yurtman, yüksek maliyetlerden kaçınan bazı şirketlerin bu sıvıları yer altına geri basmak yerine farklı şekillerde doğaya karıştırdığını ileri sürdü.

M. Sadık Yurtman, "Tarım ve Orman Bakanlığı ile bilimsel kuruluşların verilerine göre JES salınımları nedeniyle Büyük Menderes Nehri'ndeki bor miktarı normal değerlerin 150 katına kadar çıkmıştır. Bu zehirli sularla sulanan birinci sınıf tarım topraklarında yüksek sodyum birikimi yaşanmakta, topraklar tuzlu hale gelerek çoraklaşmakta ve kalıcı olarak üretim dışı kalmaktadır." ifadelerini kullandı.

Sondaj çalışmalarında kontrol edilemeyen kuyu püskürmeleri yaşanabileceğini belirten M. Sadık Yurtman, bu durumun tarım alanları ve yer altı su kaynakları üzerinde olumsuz sonuçlar oluşturabileceğini savundu.

M. Sadık Yurtman, "Sondaj aşamasında dahi yer altındaki yüksek basınçlı katmanlara ulaşıldığında kontrol edilemeyen kuyu püskürmeleri meydana gelebilmektedir. Bu püskürmeler sonucunda tonlarca sıcak ve ağır metalli akışkan doğrudan tarım arazilerine ve meralara yayılmaktadır. Ayrıca kuyu cidarlarının yeterince iyi çimentolanmaması veya çatlaması durumunda, derindeki jeotermal su üst katmanlardaki temiz içme ve kullanma suyu kaynaklarına sızarak bölgenin su ağını kalıcı olarak kirletebilmektedir." dedi.

Jeotermal tesislerden yükselen sıcak su buharının bölgesel iklim üzerinde etkileri olabileceğini ileri süren M. Sadık Yurtman, aşırı nemin tarımsal üretim üzerinde farklı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

M. Sadık Yurtman, "Sondaj alanlarından ve santrallerden yükselen devasa sıcak su buharı kütleleri, bölgenin nem dengesini bozarak yerel iklimi değiştirmektedir. Aşırı nem bitkilerde mantar hastalıklarını artırırken, gürültü ve endüstriyel kirlilik bölgedeki kuş, memeli ve sürüngen popülasyonlarının yaşam alanlarını terk etmesine yol açmaktadır." diye konuştu.

Eskişehir'de planlanan her yeni sondaj çalışmasının çevresel etkilerinin bütüncül şekilde ele alınması gerektiğini belirten M. Sadık Yurtman, yatırım dosyalarında yer alan taahhütlerin sahadaki uygulamalarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

M. Sadık Yurtman, "Sonuç olarak, herhangi bir bölgede ister Aydın'da ister İç Anadolu'da ya da Eskişehir'de olsun açılacak her yeni sondaj kuyusu bu çevresel felaket zincirine eklenen yeni bir halkadır. Yatırım dosyalarında yer alan 'membran serilecek, sızdırma olmayacak' taahhütleri sahada denetimsizlik ve kâr hırsıyla birleştiğinde Kızılcaköy'de, Germencik'te ve Büyük Menderes Havzası'nda görülen çevre tahribatlarına dönüşmektedir." dedi.

Jeotermal projelerin bağımsız bilim insanlarının hazırlayacağı raporlarla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten M. Sadık Yurtman, "Yenilenebilir adı altında tarım topraklarımızın, su kaynaklarımızın ve halk sağlığımızın ipotek altına alınmasına izin verilmemeli; tüm jeotermal projeler kümülatif, yani bütüncül etkileriyle ve bağımsız bilim insanlarının raporlarıyla yeniden değerlendirilmelidir." ifadelerini kullandı.

 

Açıklamasının sonunda kamuoyuna seslenen M. Sadık Yurtman, "Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak halkımıza ve kamuoyuna sesleniyoruz. Doğanın geri dönüşü yoktur. Toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkalım." dedi.

WhatsApp Image 2026-08-03 at 12.56.41-i6a706b00af87e.jpg

Etiketler : Eskişehir ESÇEVDER JeotermalEnerji MSadıkYurtman ÇED
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Uluslararası Erasmus+ toplantısı Eskişehir'de yapıldı

Uluslararası Erasmus+ toplantısı Eskişehir'de yapıldı

Erasmus+ kapsamında yürütülen "Eğitim Perspektifinden Yetişkin Romanların İhtiyaçlarının Anlaşılması" projesinin ikinci ulusötesi toplantısı Eskişehir'de gerçekleştirildi.

1 ay önce
Porsuk Çayı'ndaki çöp kirliliği tepki çekti

Porsuk Çayı'ndaki çöp kirliliği tepki çekti

Eskişehir'in simgelerinden Porsuk Çayı'nın Sümer Mahallesi'nden geçen bölümünde su yüzeyinde biriken plastik şişe, ambalaj ve karton bardaklar çevre kirliliğine neden oldu.

1 ay önce
Kaldırımı otomobille kapattı, yayalar yola inmek zorunda kaldı

Kaldırımı otomobille kapattı, yayalar yola inmek zorunda kaldı

Eskişehir kent merkezinde kaldırıma park edilen bir otomobil, yayaların geçişini engelledi. Vatandaşlar, özellikle engelli bireyler, yaşlılar ve bebek arabası kullanan aileler için tehlike oluşturan görüntüye tepki gösterdi.

1 ay önce
Yorumlar