Hakkı Kabal Yazdı: Eskişehir Sizin Şahsi Mülkünüz Değil
Bazı çevrelerde muteber insan olmanın ölçüsü belli: Menfaatlerine uygun konuşacaksın, sırtlarını sıvazlayacaksın, söylediklerini sorgulamayacaksın. Hatta yanlışlarını bile alkışlayacak, “En iyisini siz bilirsiniz, bizim bildiklerimiz, düşündüklerimiz önemsiz” diyeceksin. İşte o zaman makbul, güvenilir ve kıymetli birisi oluyorsun.
Ama ezberlerini bozduğunda, çıkarlarına dokunduğunda, yıllardır kendilerine kurdukları konfor alanını sorguladığında bir anda hain, düşman oluveriyorsun.
Kusura bakmayın ama kimse sizin kurduğunuz küçük dünyaya mahkûm değil.
Köşe başlarını tutmuş, şehirde kimin konuşacağına, kimin susacağına, kimin makbul sayılacağına kendilerince karar verenler var. Yapay dostluklar, karşılıklı menfaatler ve birbirini alkışlayan dar çevreler üzerinden şehir siyasetinde söz sahibi olduklarını zannediyorlar. Oysa bir şehrin gündemini belirlemekle, kendi çevrenizin gündemini belirlemeyi birbirine karıştırıyorsunuz.
Bugüne kadar yanlışınıza doğru diyenler, hatanızla bile sizi alkışlayanlar size iyilik yapmadılar. Sizi eleştiriden uzaklaştırıp kendi doğrularınızın esiri hâline getirdiler. Etrafınızda alkışlayanların çokluğu, haklı olduğunuzun değil, belki de sizi sorgulamaya cesaret edenlerin azaldığının göstergesidir.
Biraz hafızanızı tazeleyin. Daha dün hangi şartlarda, hangi zorluklarda, hangi yokluklarda olduğunuzu unutmayın. Bugün başkalarına yukarıdan bakarken dün nerede durduğunuzu hatırlayın. Gerçi o günlerde de kendinize sponsor bulmayı, nazınızın geçtiği belediye başkan yardımcılarından kendinize bir pay çıkarmayı biliyordunuz. Dün imkân arayanların bugün imkânların bekçiliğine soyunması da şehrin gözünden kaçmıyor.
Kurşunlu Külliyesi üzerinden yazdığımız yazının meselesi de tam olarak buydu. Bir kamu meselesini, bir şehir meselesini konuşmak neden bazılarını bu kadar rahatsız ediyor? Neden herkesin ortak aklıyla değerlendirmesi gereken bir konu, birilerinin şahsi nüfuz alanına müdahale edilmiş gibi karşılanıyor?
Kimse Kurşunlu Külliyesi’nin amacına uygun kullanılmasına karşı değil. Mesele, ilkenin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır. Dün benzer uygulamalarda sessiz kalanların bugün ahlak ve hassasiyet nöbetine soyunmasıdır. Birilerine gelince hoşgörü, birilerine gelince kural hatırlatılmasıdır.
Şehir meselelerini konuşmak sizin tekelinizde değil. Eleştiri yapmak için sizden icazet almamız gerekmiyor. Hakikati dile getiren herkesi hain ilan ederek, itibarsızlaştırmaya çalışarak, sağa sola sataşarak susturabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Bir de şu gerçeği anlayın: Sizi alkışlamayan herkes düşmanınız, sizinle aynı fikirde olmayan herkes hain değil. Bazen mesele sizin alıştığınız düzenin artık sorgulanıyor olmasıdır.
Eskişehir küçük bir şehir. Kimin dün nerede olduğunu, bugün hangi ilişkilerle nerelere geldiğini, hangi kapıları çaldığını, kimlerle hangi menfaat ilişkilerini kurduğunu insanlar sanıldığından çok daha iyi biliyor. Herkes konuşmuyor diye herkesin habersiz olduğunu sanmayın.
Kendinize gelin. Komik duruma düşüyorsunuz. Hatta bu tavrınızla kendi itibarınıza kendiniz zarar veriyorsunuz.
Biz kimsenin koltuğunda, sofrasında, ihalesinde, himayesinde gözümüz olduğu için konuşmuyoruz. Bir şehrin meselelerinin birkaç kişinin çıkarına, ilişkilerine ve onayına teslim edilmesine itiraz ediyoruz.
Eskişehir sizin şahsi mülkünüz değil. Şehrin hafızası da sizin kontrolünüzde değil.
Son olarak; insanın gerçek karakteri, kendisini alkışlayanların arasında değil, kendisine itiraz edenlerin karşısında ortaya çıkar.
Bizim sözümüzden rahatsız olabilirsiniz. Ama kimseye susma sözü vermedik. Hele hele hakikati söylemek için kimseden izin alacak değiliz.