Suat Kaçar Yazdı :Bir Çocuğun Acısından Siyasi Hesap Çıkarmayın
Ben de yakın bir insanımı kaybettim. Bir daha sesini duyamayacağınızı, yüzünü göremeyeceğinizi bilmenin insanın içine nasıl bir ateş düşürdüğünü az çok biliyorum. Ancak hiçbir acı birbirinin aynısı değildir. Hele bir anne ve babanın evladını toprağa vermesini tarif edecek bir cümle yoktur.
Elif Mavi’nin ailesine sabır diliyorum. Acılarını yürekten paylaşıyorum. Bu olayın bütün yönleriyle araştırılması ve sorumluluğu bulunanların hukuk önünde gereken karşılığı görmesi hepimizin ortak beklentisidir.
Adalet, öfkeyle değil delillerle sağlanır
Kazanın ardından sürücü Fatoş Akıl Bilgesoy hakkında önce konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol kararı verildi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı karara aynı gün itiraz etti. Kamera görüntüleri, kaza tespit tutanağı, ölü muayene tutanağı ve bilirkişi raporu değerlendirildikten sonra sürücü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bundan sonrasına bağımsız yargı karar verecek. Sürücünün hızı, kusur durumu ve ceza sorumluluğu dosyadaki deliller doğrultusunda belirlenecek.
Elbette kamuoyu soru soracak, aile adalet isteyecek ve basın süreci takip edecek. Ancak henüz yargılama tamamlanmadan hüküm vermek, insanları sosyal medya meydanlarında peşinen mahkûm etmek adalet değildir.
Ortada hayatını kaybeden 3 yaşında bir çocuk ve tarifi mümkün olmayan bir aile acısı var. Bunu hiçbir cümle hafifletemez.
Ancak öğretmen olduğu belirtilen sürücünün de bir anne ve bir insan olduğunu unutmamak gerekiyor. Şu anda nasıl bir psikoloji içinde bulunduğunu, yaşanan olayın ağırlığını zihninde nasıl taşıdığını bilmiyoruz.
Bunu söylemek Elif Mavi’nin acısını küçültmek, sürücüyü aklamak veya hukuki sorumluluğunu görmezden gelmek değildir. Tam tersine, adalet isterken insanlığımızı kaybetmememiz gerektiğini hatırlatmaktır.
Bir kazada yalnızca hayatını kaybeden kişi değil; onun annesi, babası, kardeşleri ve yakınları da derinden yaralanır. Aynı şekilde kazaya sebep olduğu iddiasıyla yargılanan kişinin çocukları, ailesi ve yakınları da yaşananların ağırlığıyla karşı karşıya kalır.
Elif Mavi’yi unutmadan, geride kalan bütün insanların hayatını da düşünmek zorundayız.
Metin Bilgesoy neden hedefe konuluyor?
Son günlerde sürücünün eşi Metin Bilgesoy’un adı, kazanın kendisinden daha fazla öne çıkarılmaya başlandı.
“AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi”, “İl Başkan Yardımcısı”, “Eski şu görevdeydi, bugün bu görevde” denilerek siyasi kimliği üzerinden bir algı oluşturuluyor. Oysa kazaya karışan kişi Metin Bilgesoy değildir. Soruşturmanın şüphelisi de Metin Bilgesoy değildir.
Metin Bilgesoy’un AK Parti’de görev yapması suç değildir. Bir insanın herhangi bir siyasi partide görev alması, eşinin karıştığı bir kazanın sorumluluğunu ona yüklemez.
İnsanlar AK Parti’de, CHP’de, MHP’de, İYİ Parti’de, veya başka bir siyasi partide görev yapabilir. Demokratik bir ülkede siyaset yapmak, bir partiye üye olmak ya da yönetiminde bulunmak son derece doğal bir haktır.
Öyleyse ne yapacağız? Bir yakını kazaya karıştı diye insanların siyasi görevlerini tek tek sıralayıp onları da mı sanık sandalyesine oturtacağız? Kimse herhangi bir siyasi partide görev almasın mı?
İlk aşamada verilen ev hapsi kararının ardından kamuoyunda siyasi müdahale iddiaları ortaya atıldı. Ancak bugüne kadar Metin Bilgesoy’un veya AK Parti yöneticilerinin soruşturmaya müdahale ettiğini gösteren somut bir belge açıklanmadı.
Üstelik Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklama talebinin reddedildiği gün karara itiraz etti. Bu itirazın ardından Asliye Ceza Mahkemesi adli kontrolü yetersiz bularak yakalama kararı çıkardı ve sürücü tutuklandı.
AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak da yaptığı açıklamada sürece hiçbir müdahalelerinin olmadığını, kendilerine bu konuda bir şey sorulmadığını ve adaletin yerini bulacağına inandıklarını söyledi.
Eğer siyasi müdahaleye ilişkin bir bilgi veya belge varsa gazetecilik gereği yayımlanmalı ve üzerine gidilmelidir. Ancak ortada belge yokken yalnızca eşinin siyasi kimliğinden hareketle Metin Bilgesoy’a yönelik bir itibar suikastı yürütmek doğru değildir.
Hukukun en temel ilkelerinden biri ceza sorumluluğunun şahsiliğidir. Bir insan, eşinin veya başka bir yakınının eylemi nedeniyle suçlu ilan edilemez.
Fatoş Akıl Bilgesoy’un kusuru ve hukuki sorumluluğu yargılama sonucunda belirlenecektir. Metin Bilgesoy ise yalnızca sürücünün eşi olduğu ve siyasi bir görev taşıdığı için bu olayın faili gibi gösterilemez.
Bu yaklaşım ne Elif Mavi’ye adalet getirir ne de ailesinin acısını azaltır. Aksine, küçücük bir çocuğun ölümü üzerinden yeni mağduriyetler ve siyasi hesaplaşmalar üretir.
Bu olayın merkezinde siyasetçiler, parti rozetleri veya sosyal medya hesapları bulunmuyor. Merkezinde henüz 3 yaşındayken hayattan kopan Elif Mavi bulunuyor.
Elif Mavi için adalet istemeliyiz. Soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesini, bütün delillerin değerlendirilmesini ve sorumluluğun bağımsız yargı tarafından belirlenmesini talep etmeliyiz.
Ancak bunu yaparken insanların ailelerini hedef göstermemeli, doğrulanmamış iddiaları gerçek gibi sunmamalı ve acıyı siyasi hesaplaşmanın malzemesi hâline getirmemeliyiz.
Elif Mavi’nin ailesinin acısına saygı duymak ne kadar önemliyse hukukun vereceği kararı beklemek ve masumiyet karinesine bağlı kalmak da o kadar önemlidir.
Bir çocuğun acısından siyasi çıkar sağlamaya çalışmak, o çocuğun hatırasına yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.
Elif Mavi’ye Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
Dileğim, adaletin bütün yönleriyle tecelli etmesi ve böyle bir acının bir daha hiçbir aileye yaşatılmamasıdır.