Minik Köy'den aylar sonra açıklama: Savcılık kararını kamuoyuyla paylaştılar
Minik Köy yönetimi, 16 Mart'ta başlayan soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandığını, karara yapılan itirazın da reddedildiğini açıkladı.
19/08/2026 12:08 | Son Güncelleme : 03/10/2026 20:17 | Okunma Sayısı : 247 | Esra Yavuz
Eskişehir'de faaliyet gösteren Özel Minik Köy Kreş ve Gündüz Bakımevi yönetimi, kurum hakkında 16 Mart 2026 tarihinde başlayan yasal sürecin ardından kamuoyunun karşısına çıktı. Kuruluş Müdürü Nisa Bilge Metin ile kurum avukatı Hüseyin Akçar, süreç boyunca neden ayrıntılı açıklama yapmadıklarını, kurumun Totsville olan marka isminin neden Minik Köy olarak değiştirildiğini ve soruşturma sonunda verilen kararları anlattı. Hüseyin Akçar, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, bu karara yapılan itirazın da reddedildiğini ve itiraz sürecinin kalmadığını söyledi.
İlk olarak konuşan Özel Minik Köy Kreş ve Gündüz Bakımevi Kuruluş Müdürü Nisa Bilge Metin, kurum açısından hassas bir dönem yaşandığını belirterek açıklamanın amacının geçmiş tartışmaları yeniden gündeme getirmek olmadığını söyledi.
Nisa Bilge Metin, "Bir süredir kurumumuzla ilgili kamuoyuna yansıyan ve hepimiz açısından son derece hassas olan bir süreç yaşadık. Bugün burada herhangi bir suçlamada bulunmak, geçmiş tartışmaları yeniden gündeme getirmek ya da öfkemizi ifade etmek için bulunmuyoruz" dedi.
Resmi süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyunu bilgilendirmek istediklerini belirten Nisa Bilge Metin, "Bugün burada bulunmamızın amacı, tamamlanan resmi süreçlerin ardından kamuoyuna karşı olan sorumluluğumuzu yerine getirebilmek, doğru bilginin paylaşılmasına bir nebze de olsa katkı sağlayabilmek ve kurumumuzun bu süreçteki duruşunu sizlerle ve kamuoyuyla açık bir şekilde paylaşmaktır" ifadelerini kullandı.
"Konunun odağında bir çocuk vardı"
Nisa Bilge Metin, süreç devam ederken ayrıntılı açıklama yapmamalarının nedeninin konunun odağında bir çocuğun bulunması olduğunu söyledi.
Nisa Bilge Metin, "Süreç boyunca kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapmayı tercih etmedik. Bunun sebebi, konunun odağında bir çocuğun olmasıydı" dedi.
Çocuğun mahremiyetinin korunmasını kurumun kendisini savunmasından daha önemli gördüklerini belirten Nisa Bilge Metin, "Bizim için bir çocuğun mahremiyetini korumak, çocukların haklarını gözetmek ve onları kamuoyu önünde bir tartışmanın parçası hâline getirmemek; kurumumuzu savunmaktan, hakkımızı aramaktan ve bir tartışmanın merkezinde yer almaktan çok daha değerlidir. Çünkü bizler, bir eğitim kurumu ve öğretmenler olarak çocuklarımızın üstün yararını gözetmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Bu nedenle karşılıklı açıklamalar yapmadıklarını söyleyen Nisa Bilge Metin, yetkili kurumların çalışmalarının tamamlanmasını beklediklerini kaydetti.
Nisa Bilge Metin, "Bu nedenle süreç devam ederken karşılıklı açıklamalar yapmayı, tartışmayı büyütmeyi ve kamuoyu önünde suçlamalarda bulunmayı tercih etmedik. Yetkili kurumların çalışmalarını tamamlamasını bekledik" dedi.
Nisa Bilge Metin, gelinen aşamada resmi süreçlerin tamamlandığını belirterek, "Bugün itibarıyla resmi süreçler tamamlanmış bulunmaktadır. Kurumumuz adına açıklama yapmanın ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkı sağlamanın artık zamanı geldiğini düşünmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Totsville'den Minik Köy'e neden geçildiğini anlattı
Nisa Bilge Metin, kamuoyunda farklı yorumlara neden olduğunu belirttiği isim değişikliği hakkında da konuştu. Kurumun faaliyetlerine Totsville adıyla başladığını belirten Nisa Bilge Metin, isim değişikliğinin yaşanan süreçten bağımsız olduğunu söyledi.
Nisa Bilge Metin, "Kurumumuz, faaliyetlerine ilk başladığı dönemde Totsville ismiyle hizmet etmekteydi. Sonrasında marka danışmanlarımızla yaptığımız markalaşma çalışmaları çerçevesinde, kurum ismimizin Türkçe olarak devam etmesinin markalaşma adımımız açısından çok daha değerli olduğuna ve yaklaşımımızı daha doğru bir şekilde yansıtacağına karar verdik" dedi.
Bu çalışma sonucunda Minik Köy adına geçildiğini anlatan Nisa Bilge Metin, "Bu doğrultuda Totsville olan ismimizi, resmiyette de kullandığımız Minik Köy ismiyle değiştirmiş bulunmaktayız. Bu isim değişikliğinin, bugün basına açıklama yapmamıza neden olan süreçten bağımsız bir markalaşma kararı olduğunu özellikle sizlerle paylaşmak isterim" ifadelerini kullandı.
Nisa Bilge Metin, isim değişikliğinin kurumun kapandığı veya faaliyetlerine son verdiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtti.
Nisa Bilge Metin, "Dolayısıyla marka ismimizin değişmesinin kurumumuzun kapanması, faaliyetlerinin sona ermesi ya da yaşanan süreçten uzaklaşması şeklinde yorumlanmasını hiçbir şekilde istemeyiz" dedi.
Bu bilgiyi tartışmayı büyütmek amacıyla paylaşmadıklarını söyleyen Nisa Bilge Metin, "Bu noktayı herhangi bir tartışmayı büyütmek için değil, kamuoyunda oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçmek amacıyla açıklık ve şeffaflıkla sizlerle paylaşmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
"Geçmişin hesabını görmek için bulunmuyoruz"
Yaşanan dönemin kurum ve ailesi açısından kolay olmadığını ifade eden Nisa Bilge Metin, herhangi bir kişiyi veya çocuğu yeniden tartışmanın merkezine taşımak istemediklerini belirtti.
Nisa Bilge Metin, "Elbette yaşanan süreç kurumumuz, bizler ve ailemiz adına pek kolay bir süreç olmadı. Ancak bugün burada, bir kez daha belirtmek isterim ki geçmişin hesabını görmek için bulunmuyoruz. Kimseyi ve özellikle de bir çocuğu yeniden bir tartışmanın merkezine yerleştirmek gibi bir amacımız asla yoktur" dedi.
Nisa Bilge Metin, kurumun yaklaşımını, "Çünkü bizim bu süreçte ve bundan sonra da değişmeyecek tek bir temel ilkemiz vardır: Çocukların üstün yararını gözetmek" sözleriyle anlattı.
Minik Köy'ün sorumluluğunun yalnızca eğitim vermek olmadığını belirten Nisa Bilge Metin, "Çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve mental sağlıklarını korumak, gelişimlerini desteklemek ve kendilerini sevgi içerisinde hissedebilecekleri bir ortam oluşturmak da sorumluluğumuzun bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.
Nisa Bilge Metin, çocukların mahremiyetlerini koruyarak ailelerin kuruma duyduğu güvenin sorumluluğunu taşıdıklarını belirtti.
Nisa Bilge Metin, "Bu anlayış, bizim için yalnızca güzel zamanlarda benimsediğimiz değil, böylesine zor zamanlarda da temel aldığımız bir ilkedir. Bu nedenle bugün de aynı hassasiyeti korumaktayız" dedi.
Hüseyin Akçar yasal sürecin 16 Mart'ta başladığını açıkladı
Nisa Bilge Metin'in ardından konuşan kurum avukatı Hüseyin Akçar ise soruşturmanın başlangıcından verilen son karara kadar yaşanan yasal sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.
Hüseyin Akçar, sürecin 16 Mart 2026 tarihinde başladığını söyledi. Bir çocuğun annesinin kurum bünyesinde çocuğunun şiddete maruz kaldığı iddiasıyla savcılığa başvurduğunu belirten Hüseyin Akçar, bu başvurunun hak arama özgürlüğü kapsamında normal olduğunu ifade etti.
Hüseyin Akçar, "Yasal süreç, 16 Mart 2026 tarihi itibarıyla başladı. Nasıl bir süreçti? Bir çocuğun annesi, müvekkilimizin, yani müvekkil şirketin dahil olduğu kurum bünyesinde bir şiddete maruz kaldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu" dedi.
Hüseyin Akçar, "Bakın, bu çok normal, çok doğal. Herkesin hak arama hürriyeti kapsamında yapabileceği bir şeydir. Biz asıl konunun burasıyla ilgilenmiyoruz. Zaten biraz sonra da bununla ilgili alınan kararları ve kesinleşmiş olan süreci sizlerle paylaşacağız" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Akçar sosyal medya ve basındaki açıklamaları eleştirdi
Soruşturma devam ederken kurum olarak açıklama yapmamaya özen gösterdiklerini belirten Hüseyin Akçar, çocuğun annesinin sosyal medya ve basın üzerinden yaptığı açıklamalara tepki gösterdi.
Hüseyin Akçar, "Bu anne, biz süreci o kadar hassasiyetle yürütmeye çalışırken maalesef çocuğun üstün yararını zedeleyerek, çocuğu hedef haline getirerek sosyal medya hesaplarında ve basın mensuplarının önünde hunharca bir açıklama yaparak çocuğu bu davanın merkezine oturtmuştur" dedi.
Kurum yönetimi ve öğretmenlere süreç boyunca açıklama yapmamaları yönünde telkinde bulunduğunu belirten Hüseyin Akçar, "Ben müvekkillerime ve müvekkil şirketteki kurum öğretmenlerimize her zaman şunu telkin ettim: 'Çocuğun üstün yararı var ve bu süreçte hiçbir açıklama yapılmaması gerekir'" ifadelerini kullandı.
Basına yansıyan iddiaların kurum ve çalışanları etkilediğini söyleyen Hüseyin Akçar, "Fakat tabii biliyorsunuz, basında devamlı yayılan haberler, çocuğun darp edildiği, çocuğun mobbinge veya daha farklı bir şiddete maruz kaldığı yönündeki söylemler gerek kurumumuzu gerekse müvekkillerimizi bu süreçte çok incitti ve yaraladı" dedi.
"Belgelerle ve kamera kayıtlarıyla ortaya koyduk"
Kurum bünyesinde söz konusu iddiaların yaşanmadığını savunan Hüseyin Akçar, bunu soruşturma kapsamında belge ve kamera kayıtlarıyla ortaya koyduklarını söyledi.
Hüseyin Akçar, "Ama biz biliyorduk ki kurumumuz bünyesinde aldığımız bütün önlemler doğrultusunda hiçbir şekilde bir darp ve şiddet söz konusu değildi. Biz bunu belgelerle ve kamera kayıtlarıyla ortaya koyduk" ifadelerini kullandı.
Savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi
Hüseyin Akçar'ın açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen karar oldu.
Hüseyin Akçar, soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini açıkladı. Hüseyin Akçar ayrıca bu karara yapılan itirazın da reddedildiğini söyledi.
Hüseyin Akçar, "Bugün görüyoruz ki Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı çok önemlidir. Sadece bununla ilgili değil, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yapılan itirazın da reddi ile sonuçlanan süreç önemlidir" dedi.
Bilirkişi incelemesine dikkat çekti
Hüseyin Akçar, soruşturma kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinden de bir bölümü paylaştı.
Hüseyin Akçar, "Çünkü şurayı okumak isterim: 'Yapılan bilirkişi incelemelerinde mevcut teknik veriler doğrultusunda ahşap platformda güvenlik eksikliklerinin bulunmadığı, bunun bir illiyet bağının olmayacağı' savcılık tarafından çok net bir şekilde açıklanmıştır" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Akçar, annenin adını kişisel verilerin korunması kapsamında açıklamayacaklarını da belirtti.
Hüseyin Akçar, "İlgili annenin KVKK kapsamında ismini paylaşmamız mümkün değil. Ancak ben üzülüyorum ki ilgili anne bu KVKK'yı dikkate almadan kendi çocuğunun ismini maalesef özellikle basın mensuplarına ve haberlere ifşa etmiş durumdadır. Ben buna üzülüyorum" dedi.
"Bu açıklamayı en son kertede yapmayı uygun bulduk"
Hüseyin Akçar, yaşanan süreçte kurumun marka değerinin ve öğretmenlerin etkilendiğini savunarak, soruşturma devam ederken açıklama yapmamayı tercih ettiklerini söyledi.
Hüseyin Akçar, "Biraz önce hocam söyledi. Biz burada bir öç alma niyetiyle oturmadık. Biz burada, 16 Mart 2026 tarihinden bu yana gelinen süreçte gerek kurumumuzun marka değerinin küçültülmesi gerekse kurumumuzdaki öğretmenlerimiz üzerindeki baskı sebebiyle bu açıklamayı en son kertede yapmayı uygun bulduk" ifadelerini kullandı.
Soruşturmanın gizliliğine dikkat çeken Hüseyin Akçar, "Kaldı ki siz de çok iyi bilirsiniz, Cumhuriyet Başsavcılığında olan bir dava veya soruşturmanın gizliliği anlamında en sonunda açıklama yapmak, ülkemizdeki kanunlar açısından çok değerlidir" dedi.
Hüseyin Akçar, açıklamasında anne ve babalara da seslenerek çocuklarla ilgili konularda daha dikkatli hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Hüseyin Akçar, "Onun için ben böylesine bir şeye tevessül edecek olan anne ve babalara sesleniyorum. Çünkü sosyal medya, haberler veya popülerizm, popülist tavırlar bizim ülkemizde çok yaygındır. Ne olur bunları kendi üzerinizden yürütün, çocuklarımızı bunlara alet etmeyin" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Akçar sözlerini, "Bunları yaparken bir başka çocuğu veya çocuk sahibi olan başka anne ve babaları üzdüğünüzü, kırdığınızı ve incittiğinizi unutuyorsunuz" şeklinde sürdürdü.
"Herhangi bir itiraz süreci kalmamıştır"
Hüseyin Akçar, yasal süreçle ilgili kararın kesinleştiğini ve herhangi bir itiraz yolunun kalmadığını savundu.
Hüseyin Akçar, "Onun için ben bu hassasiyetle buraya oturdum. Süreç devam ediyor. Özel Minik Köy Gündüz Bakım Kreş Evi için yapılan bu haksız saldırı çok şükür ki Türkiye Cumhuriyeti yargısı kapsamında sonuca kavuşmuş ve kesinleşmiştir. Bunun altını çiziyorum, herhangi bir itiraz süreci kalmamıştır" dedi.
Tazminat ve yeni başvuru gündemde
Hüseyin Akçar, soruşturma sürecinin sonuçlanmasının ardından kurumun bundan sonraki hukuki adımlarına ilişkin de bilgi verdi.
Kurumun ilgili anneye karşı tazminat hakkını kullanacağını belirten Hüseyin Akçar, ayrıca iftira iddiasıyla yeni bir başvurunun gündemde olduğunu açıkladı.
Hüseyin Akçar, "Şimdi tabii ki kurum kendi içerisinde ilgili anneye karşı aynı zamanda tazminat hakkını kullanacak. Bunun yanında iftira suçunu oluşturmuş olması sebebiyle kurumumuz tarafından yapılacak iftira başvurusu da gündemdedir" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Akçar, "Bunların hepsini yapmamızın sebebi, daha sonrasında bu popüleriteden etkilenip bir nevi popüler olmak isteyen anne ve babaların kendi bünyeleri, kendi vücutları üzerinden popülerizm yapmalarını tavsiye etmemizdir. Çocuklarımızı karıştırmayalım" dedi.
Çocuklarla ilgili süreçlerde görev alan kişilerin sorumluluğuna değinen Hüseyin Akçar, "Çocuklar çok değerlidir ve en önemlisi de çocukların üstün yararını korumak bizlerin, yani Türkiye Cumhuriyeti yargısı içerisindeki hakimlerin, savcıların, avukatların ve aynı zamanda tabii ki öğretmenlerin görevidir" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Akçar, açıklamanın neden bu aşamada yapıldığını ise, "Bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bu hassas konuyu ancak bu noktada sizlerle paylaşabilirdik" sözleriyle anlattı.
Elinde soruşturma sürecine ilişkin karar ve belgelerin bulunduğunu da söyleyen Hüseyin Akçar, "Sorunuz varsa yanıtlayabilirim. Çok tekniğe boğmak istemedim. Sadece bir noktayı sizinle paylaştım ancak elimde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, itiraz mercilerinin kararları, başlangıçta annenin vermiş olduğu ifadeler var" dedi.
Hüseyin Akçar son olarak, "Aynı zamanda zaten sizlerin de bildiği gibi basına yansıyan gerek okulumuzun bina görselleri gerekse kendi Reels'larında yapılan açıklamalar kamuoyuna yansımış durumdadır" ifadelerini kullandı.
Nisa Bilge Metin ise kurumun bundan sonraki dönemde de faaliyetlerini Minik Köy adı altında sürdüreceğini belirterek, "Kurulduğumuz ilk günden bu yana olduğu gibi bundan sonra da çocuklarımızın güvenliğini, mahremiyetini ve üstün yararını gözetmek, bedensel ve ruhsal gelişimlerini korumak bizlerin en temel sorumluluğudur" dedi.
Nisa Bilge Metin, "Bizler çocuklarımız için çalışmaya; ailelerimizin, velilerimizin, çalışanlarımızın ve kurumumuzun bizlere duyduğu güveni ve hassasiyeti sonuna kadar yaşatmaya ve bunların arkasında durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Uluslararası Erasmus+ toplantısı Eskişehir'de yapıldı
Erasmus+ kapsamında yürütülen "Eğitim Perspektifinden Yetişkin Romanların İhtiyaçlarının Anlaşılması" projesinin ikinci ulusötesi toplantısı Eskişehir'de gerçekleştirildi.
2 ay öncePorsuk Çayı'ndaki çöp kirliliği tepki çekti
Eskişehir'in simgelerinden Porsuk Çayı'nın Sümer Mahallesi'nden geçen bölümünde su yüzeyinde biriken plastik şişe, ambalaj ve karton bardaklar çevre kirliliğine neden oldu.
2 ay önceKaldırımı otomobille kapattı, yayalar yola inmek zorunda kaldı
Eskişehir kent merkezinde kaldırıma park edilen bir otomobil, yayaların geçişini engelledi. Vatandaşlar, özellikle engelli bireyler, yaşlılar ve bebek arabası kullanan aileler için tehlike oluşturan görüntüye tepki gösterdi.
2 ay önce